
4.03.2007
Bebeklilik, Ask, Seks

2.22.2007
Anne Sutu gercek bir mucize... reklam slogani gibi oldu..
Gogus Kremi:
Gogus yarasi yasayan veya yasayani goren var mi aranizda? Ben gordum ve acilarin kadini iste bu demek... Ya Allahım annelik nasil bi mucizedir, azap ceke ceke bebegini beslemek...
Ben ilk emzirdigim andan itibaren Lansinoh'un gogus kremini kullandim. Saf E vitamini oldugu icin her emzirmeden once temizlemeye falan da gerek yok bebege hicbir zarari yok. Her bir emzirmeden ve cekmeden sonra tazeledim ve hayatim aylarca boyle gecti. Artik gogus uclarinin iyice sertlestigini gordukten sonra zaten biraktim ve boylece yarasiz beresiz yirtmis oldum bu isten...
Kesin tavsiye ediyorum...
Oyun Parki:
Süper gereksiz bir icad. Onun icinde mizlamadan 5 dk duran bebek ancak oyuncak bebektir. Tamam anliyorum arada en azindan tuvalete gitmek icin bebegi bir yere birakmak zorundaligi olabiliyor, ama ayrica bir oyun parki almanin manasi yok diye dusunuyorum.
Teri Önleyici Yatak Koruyucu:
Yazin her uykusunda sucuk kivamina gelen, saclar baslar yapismis kalkan oglumu bu durumdan kurtarmak icin herseyi denedim. Boyle bir urun oldugunu gorunce de atladim hemen aldim hemen taktim. Ustu filen gibi olan yatagin uzerine koselerdeki lastiklerle takilan bir sey bu. Ama almayin derim, ise hic ama hic yaramiyor...
...
Devami gelecek...
2.11.2007
Oyun Ruhun Gidasidir
1 yasinda bir oglunuz varsa (resimdeki benimki değil:) artik onu sürekli birseylerle mesgul tutmaniz lazim demektir. Sıkılması bir yana, beyinsel ve sosyal gelisimi icin artik buna ihtiyaci var. Evde tabi bir sure sonra artik birseyler kisirlasmaya basliyor. Kendi oyuncaklariyla ilgili ben soyle bir yontem buldum, 2ye ayirdim ve bir bolumu 3-4 gun sakliyorum, diger bolumle oynuyor; sonra saklamis oldugum bolumu cikariyorum ve yeni define bulmus gibi onlarla oynuyor, onlarin yuzune bakmamaya basladiginda diger bolumu cikariyorum... gibi devam ediyoruz. Tabi esasinda birkac saatte hepsini kesfedip sıkılıyor o ayri, ama tencerelere kasikla vurup ses cikarma, cesitli mutfak esyalarindan oyun uydurma falan gibi aktivitelerle destekliyoruz... :)
Ben bu sosyal gelisim isini ciddiye alip oglumu oyun grubuna yazdirdim. Yaklasik 2 aydir gidiyoruz. Levent'te Gymboree diye bir okul burasi. (iyice abartip)1-2. aydan itibaren baslayabiliyorsun ve bildigimiz kur mantiginda ilerliyor konu. Su anda oglum 3. seviyede, yani 10-16 aylik cocuklarla beraber. Haftada 1 gun 1 saat gidiyoruz. Ilk birkac ders benim icin de cok ilgincti, cunku kendi cocugumla ilgili bir suru sey kesfetme firsati yakaladim. Ilk kez 4-5 cocukla birden ayni ortamdaydi, onlarla nasil iliski kuruyordu, oyunlara katiliyor muydu, gozuyle beni ariyor muydu, ne zaman sıkılıyordu, fiziksel gelisimi akranlarina gore nasildi, vsvs bir suru gozlemim oldu. Cok da keyif aldim.2.07.2007
Mum ufleyen dudaklar itinayla yenir yeeeeeniiiiiiirrrrr
1.22.2007
Dunya Dondukce Bakici Sorunu Hep Olacak
Asko ve ben ikimiz de yatili bakiciya karsi olduk hep. Evde pijamanla gezinip televizyon karsisinda birbirinle mirnasamayacaksan, evde hep bir yabanci varligini hissetmeyi cocugun gece agladiginda yanina kosmaya tercih edeceksen....i-ih bize gore degildi. Oglum zaten gece uyuyan bir bebek oldugu icin iyi de ettik sanirim. Haftada 2 gece kaliyor, anlasmamiz oyle, bizim de bu iki gece (pts ve cars) haliyle off gunumuz:) disari cikiyoruz, sosyal hayatimizi bir yerlerden yakalamaya calisiyoruz, sinema yemek falan filan. Duzen gayet iyi..
Eee peki sorun nerde...
Hal boyle olunca yani hergun gidip gelince bu sefer de kadincagiz eve surekli mikrop tasiyor. Dogal olarak hergun otobusle gelip gidiyor ve ister istemez bizim oglan ayda bir istisnasiz hasta... Evet biz Persembeden beri yine hastayiz... Bakicisiyla beraber hasta kalktilar o sabah, ve kadin 4 gun gelemedi, benimki surekli ates halinde, ben ise gidemedim, geceler kabus vaziyetteyiz. Bizimkinin adini Otuzsekiz olarak degistirdik. Otuzsekiz naber? Gunaydin Otuzsekiz.. Hadi yemek vakti Otuzsekiz.. ve versiyonlari... Bugun ates fena degil, 38 altinda. Sabah kadincagiz geldi ama ses mes berbat, kendisine gulegule iyiles gel dedim cunku anlamsiz bir mikrop paylasimindan oteye gidemeyecek bu sekilde.
Asko'ya sorsan bakicinin bizde kaldigi geceler ayni odada yatmamalilarmis, bu sorunun onemli bir kaynagiymis. E simdi bir ekstra odam var ama kizim geldikten yani Marttan sonra o oda onun olacak ve kaldiginda ayni odada yatmaktan baska careleri yok.
Benim bir malikaneye tasinmam lazim.....
Sooooyle Iskocya ovalarinda eski bir kaleden bozma falan... 83 odali bir yer. Bakicilar dizi dizi. hepsinin ayri odasi var.
-Yine hastalandin mi? ha tamam canim sen git oburu gelsin...
-Sen gorunen yerlerin mi tozunu aliyorsun sadece, cocugun odasinin kapisinin ustune elimi surdum 1 parmak toz bulasti elime.. 3 yilligina suruyorum seni.. Ekvatora gidiyorsun. 60 derecede calisip oradaki butun bebek odalarinin tozunu alip hayatini kazanacaksin.
-Aylardir bebegin dolabini bosaltip icini temizlememis ve esyalari oldugu gibi mi tutuyorsun? 5 milyon kere 'tertipli olacagim' yazacaksin.
-Senle anlasmamizda oglum emeklemeye baslayinca yerleri hergun elektrikli supurge ile alip halisiz yerleri silecegin yaziyordu ve sen kaytariyor musun... nobetcileer!!
-hmmm... sen aman canim ne olacak diyip bebegin beyazlariyla birlikte birkac koyu renk atip birlikte yikiyor sonra butun renklerin icine mi ediyorsun... bunu defalarca soylesem de birgun camasirlikta beyazlarla birlikte sallanan bir kahverengi suveter mi goruyorum... sana yuh diyorum.
Nihayetinde, camasirmis tozmus bir tarafa birakip en onemli seyin evladimiza nasi davranildigina bakmak durumunda kaliyoruz. Oglum cok mutlu, iliskiler gayet iyi. Sunun farkindayim ki her bir yonu istedigim gibi olan birini bulmam icin 4-5 kisi ayni anda calistirmak zorundayim cunku gercekten de herkesin herkese gore eksigi oluyor. Mukemmeli beklemek ve aramak hayal kirikligi. Makus kader deyip kotuye boyun da egmemek lazim tabi...
Sonuc olarak yatili mi gunduzlu mu derken boyle bir suru arti-eksi cikiyor...
Kimde ne oykuler var cok merak ediyorum....
1.11.2007
Şarap ve Aşk Şehri Porto....
1.09.2007
Bussaco Sarayında 4 Gün
Saraaay....
Burası, Kral Carlos'un 1888de yapımına başlattığı ve 1907'de biten, ormanın ortasında, çok seksi bi saray... 1917'de otel olmuş. Kahvaltıda şampanya servis edilen ender otellerden biridir heralde... Yemekler falan gayet başarılı. Burası şöyle biyer,
1- birini etkilemek istiyosan götür
2- kocanla/sevgilinle full birbirine konsantre ve aşk dolu zaman geçirmek için git
3- bebekli falansan ve aman dur biraz kafamızı dinleyelim ormanda falan yürüyelim diyorsan git.
İçini olduğu gibi bırakmışlar diyebilirim, sonradan koyulan çok az şey var. Mobilyalar falan alıp seni direkt 17. yy'a götürüyor. Kral dairesini göremedik çünkü kalan birileri vardı ama çok merak ettim. Otelin mahzeni var, içinde 20bin.. evet 20bin şişe var... En eski şarap 1945 yılına aitti, 30 şişe kadar kalmıştı ellerinde.
Ormanda güzel yürüyüş parkurları var. 1600lerde keşişlerin inşa etmiş olduğu bir duvar çevreliyor.
Oooo.. gezelim görelim gibi olmuşum... pek de ciddi anlatmışım...
Oğlumun seyahat boyunca tek derdi emeklemekti. Kendisini sürekli yerlere atıp kedilik yapmak istedi. Artık belli bir noktadan sonra yok evladım olmaz orası pis'i falan bırakmak zorunda kalıyorsunuz çünkü zaptedemiyorsunuz. Tabi kastım sokak ortasında hadi yavrum sürün çamurlarda değil, ama otellerde lobide falan bıraktım yerlerde gezinip ona buna laf attı.
Ben seyahate bakıcı ile çıkanlardan değilim. İş güç derken zaten oğlumla doğru düzgün vakit geçiremiyorum, bir de tatile de bakıcı ile gidip aynı modu devam ettirmek saçma geliyor. Her dakkanın birlikte geçmesi de şahane oluyor doğrusu. Sarsılan canavar sesli minibüste yanyana sarsılmak, sarayın yerlerinde peşinde hamile hamile koşturmak, ormanlarda temiz hava almaya çıkıp alt değiştirmek, Lizbon sokaklarında yemeğini ısıtma peşinde bizzat koşturmak, elinde-kulağında telsizle yılbaşı partisi geçirmek.. nasıl olur da şahane olur..ama oluyor işte :) tabi süper kocanın yardımlarını atlamak büyük haksızlık olur...
Yarın: Veeee gelgelelim şarap şehri Porto'ya.....
Porteeekiizzzzz akşamlaaarıııııııı bir başkaaaaaa oluyoooooorrr
Bunu Lisbon kaleden çektim. Karşı yakada o ellerini açmış gibi görünen şey o meşhur anıt, hani şu bir eşi de Brezilya'da olan ve birbirlerine bakan anıtlardan Lizbon'da olanı... Sol altta devasa yılbaşı çamı var, şehir merkezinde kurulmuş olan.
12.23.2006
Yummy Mummy Olmak // Anne Olmak

We: keep it a closely guarded secret for a while, inventing outrageous excuses for our funny behaviour.
We: become intimately acquainted with the toilet bowl and abandon all hope of ever holding on to our breakfast cereal.
On pregnancy diets
We: love the eating-for-two excuse and stuff our faces full of chocolate, doughnuts, cake and crisps.
We: slob around in our pyjamas, eating enormous tubs of ice cream and weeping over terrible daytime TV.
We: put off going to the hairdresser for fear of scaring him with our wild, untamed manes. She: enjoys a weekly trim at John Frieda, reading Tatler and Vogue while her highlights are touched up.
We: squeeze into our trusty old jeans for as long as physically possible, even though the top button's popped off.
We: Pick up some bargains from the high street, hiding the credit card bill when we splash out on something special.
We: feel grateful to have 10 minutes of peace in the bathroom with a gossipy magazine and a splash of Radox.
We: borrow stuff from friends and feel rather pleased when we find a bargain 10-pack set of babygros in Asda.
We: ditch cleansing, toning and moisturising in favour of an extra ten minutes in bed. She: is soooo inspired by her fabulous 'glow' that she dreams up her very own skincare range and pitches it to Clarins.
On shoes
We: are so alarmed by the change in our centre of gravity that we squeeze our swollen ankles into some rather large and clumpy flats - better to be comfy than clumsy, eh? She: is aware that motherhood means making sacrifices - and reduces the 85mm heel on her Jimmy Choos to a highly unglamorous 65mm...
On underwear
We: abandon thongs in fear of losing them somewhere they shouldn't be(!) and opt for comfort over class - it's big knickers all the way.
12.16.2006
Yılbaşı Bize de Geldi Sonunda
12.07.2006
Hayat Kurtaranlar / Her Eve Lazım -6- Yaratıcı Anneanne
Benim en sinir olduğum şeylerden birisi örgü bebek kıyafetleri... Kendim de yünlü tüylü hissiyatı veren şeylere pek dokunasım giyesim olmamakla birlikte, bebeğime de giydirme taraftarı hiç olmadım. Dolayısıyla annemle bu konuda baştan anlaşma imzaladık. Bebek için de hiç sağlıklı olmayan bir durum zaten, hava aldırmaz, terletir, öksürük yapar, falan filan. Neyse o kanalı kapatınca üretimler başka yönlerde devam etti güzel de oldu. Oğlumun ilk 3 ay yattığı sepetini annem yaptı... Bebek sepeti diye birşey satılıyor, aldık, önce birkaç kat elyafla kaplandı ve sonra da açık krem kumaşla kaplanıp dozunda süslenip şıklaştırıldı. Sepetin görselini şu anda paylaşamıyorum çünkü kızımın doğumuna dek evin biryerlerinde sarıp sarmalanmış saklanmış modunda. Şubat sonu çıkar ortaya...
Neyse, anneannelerin en zevk aldığı şeylerden birisi yatakla ilgili çarşaf, yastık, yatak örtüsü vs gibi şeyler yapmak. Bunda da dikkat edilecek şey, battaniyelerin delikli olması ve kullanılan malzemelerin sentetik içermemesi. Örneğin Türkiye'de üretilen polarların kanserojen madde içerdiği söyleniyor. Polar hayat kurtaran birşey, hem sıcacık hem yumuşacık, ama ben bu haberi okuduktan sonra bebeği bunun içine sarıp bunu solumasına izin vermeli miyim diye düşünmedim değil. Bebekle ilgili diğer tüm konularda olduğu gibi 'freaky' olmaktan kaçınmakla beraber...
Bebek yatağın içinde kendini ordan oraya savururken sıkça çaktığı kafasını acıtmaması için 'bumper' denen bir icat var. Yatağın iç çeperinden dolaşan içi elyaf veya sünger falan olan bir kalın şerit diyelim. Bunların üstü cicili bicili oluyor, bebek de onları seyredip takılabiliyor yeri geldiğinde. Mesela bu da faydalı bi eser gibi görünüyor ama bebek iyice haraketlenmeden takmayın çünkü hava sirkülasyonunu engelliyor deniyor. Ve bebek tırmanma moduna geçtiğinde de çıkarın çünkü bunu basamak gibi kullanıp uçma pratiği yapabilir deniyor.
12.03.2006
Hayat Kurtaranlar / Her Eve Lazım -5- Ikea Karton Kutu
Cicili bicili o nefis minik şeyleri alıp alıp koymak güzel de, bu bir dipsiz kuyu gibi... Çünkü o tatlı bebek jet hızıyla büyüyor ve o cici şeyler de jet hızıyla yenileriyle değiştirilmek zorunda kalıyor. Bu da sürekli cici şeylere çalışmak demek oluyor... Anneler ve türevleri, ilk hamile kaldığında 'aman evladım çok fazla şey almayın hemen küçülür' gibi tembihlerde bulunurlar ama ne demek olduğunu anlamazsın. Sonra bir bakarsın ki aman bu da en iyisi olsun dur bakim pahalısından alıyım diye sermayeyi yüklediğin o body'ler aman tanrım 1 ay sonra küçülmüş ve hatta orda asılı 3 gömlek, 1 kot pantolon, 2 eşofman üstü hiç giydiremeden kalmıştır. Çünkü 1 aylık bir bebeğe kot pantolon ve gömlek alınmayacağını öğrenmişsindir ama geç olmuştur biraz tabi...
Diğer taraftan hediyeler de ayrı konu tabi. Ben şunu keşfettim, diğer insanlar için de bebek eşyası almak süper zevkli bişi olduğu için her türlü okazyonda bi T-shirt, bi kazak bi şort takım falan kapıp gelirler. Bu tabi şahane bişi hepsi sağolsun varolsun, evdeki kıyafet populasyonuna katkıları ayrı bi durum.
Tabi bu, başka bir sorunu beraberinde getirir: 'Ben bu kadar eşyayı nerde saklayacağım?' ...Hemen veremem. Kardeş mardeş yapacağım tutabilir. Bu durumda birkaç yol var. Mesela hurç denen birşey var kültürümüzde. Böyle kocaman bir kumaş çanta. Yani değişik boyutları var ama içine 2 yorganın falan sığacağı kadar büyükleri bile oluyor. Üstten fermuarı var. Ne koyulacaksa tıkıştırılıp kapatılıyor ve toplu kaldırma yapılıyor. Baza denen (komik geliyor bu kelime bana. Sanki boza'nın başka bir aromalı çeşidi falan gibi) yatak altı saklama bölümleri veya dolap üstleri falan kullanılabiliyor. Tabi herhangi birşeye ihtiyacı olan yanıyor, o büyük çantanın içine yamulmuş kırışmış bir sürü şey arasında kabolmaya mahkum çünkü.
Şimdiii.. Ben bu işi karton kutularla çözdüm. Ikea'da değişik boyutları var. İçine katlayıp koyuyorum o minik cici şeyleri, bir de lavanta veya o tip kokulu bişiler atıyorum içine, ister dolap içinde olsunlar ister dışardan görünen raf tipi bir yerlerde dursunlar, üstüste son derece düzgün görünüyorlar ve içlerindekiler de en az o kadar düzgün saklanıyor.
Kutu kutu penseee...elmamı yersee.....
11.26.2006
Hayat Kurtaranlar / Her Eve Lazım -3- Tupperware Kaşık


11.25.2006
Hayat Kurtaranlar / Her Eve Lazım -2- GAP ÇORAP

Hayat Kurtaranlar / Her Eve Lazım -1- UYKU KOSTÜMÜ

